throw on - Türkisch Englisch Wörterbuch

throw on

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Bedeutungen von dem Begriff "throw on" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 22 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
throw on v. atılmak
The question was thrown on the table.
Soru masaya atıldı.

More Sentences
throw on v. giysiyi giyivermek
throw on v. üzerine giyivermek
Phrasals
throw on v. çalıştırmak
throw on v. anahtara basarak çalışmasına neden olmak
throw on v. yüklemek
throw on v. doldurmak
throw on v. üstüne fırlatmak
throw on v. üstüne savurmak
throw on v. üstüne atmak
throw on v. zorla kabul ettirmek
throw on v. eline tutuşturmak
throw on v. üstüne yıkmak
throw on v. -e asılmak
throw on v. '-e yavşamak
throw on v. '-e yazmak
throw on v. açmak
throw on v. çalıştırmak
throw on v. düğmesine basmak
throw on v. -e emanet etmek
throw on v. '-e teslim etmek
throw on v. '-in eline bırakmak

Bedeutungen, die der Begriff "throw on" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 99 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
throw suspicion on v. şüpheye düşürmek
throw light on v. aydınlatmak
throw oneself on v. güvenmek
throw light on v. bir konuyu aydınlatmak
throw light on (a matter) v. açıklığa kavuşturmak
throw cold water on v. eleştirerek bir şeyin çekiciliğini azaltmak
throw on the scrap heap v. çürüğe çıkarmak
throw the blame on v. yüklemek
throw on a coat v. palto giymek
throw on one's coat v. paltosunu giymek
throw light on v. -i açıklamak
throw on the market v. piyasaya sürmek
throw rubbish on the ground v. yere çöp atmak
throw rubbish on the ground v. yerlere çöp atmak
throw trash on the ground v. yerlere çöp atmak
throw trash on the ground v. yere çöp atmak
Phrasals
throw away on v. boşa harcamak
throw away on v. bir şeyi israf etmek
throw up on someone v. birinin üzerine kusmak
throw up on someone v. birinin üstüne kusmak
throw away on (someone or something) v. israf etmek
throw away on (someone or something) v. boşa harcamak
Phrases
don't throw your trash on the ground expr. çöpleri yere atma
don't throw your garbage on the ground expr. çöpleri yere atma
don't throw your garbage on the ground expr. çöplerinizi yere atmayın
don't throw your trash on the ground expr. çöplerinizi yere atmayın
Colloquial
throw up on someone v. birisinin üzerine kusmak
Idioms
throw on the scrap heap v. kaale almamak
throw on the scrap heap v. adam yerine koymamak
throw cold water on v. pişmiş aşa su katmak
throw light on v. ışık tutmak
throw light on v. aydınlatmak
throw oneself on the mercy of some authority v. (yargının merhametine vb.) sığınmak
throw oneself on the mercy of some authority v. yargıya sığınmak
throw cold water on something v. hevesini kırmak
throw cold water on something v. cesaretini kırmak
throw cold water on something v. şevkini kırmak
throw someone out on one's ear v. kulağından çekip dışarı atmak
throw cold water on something v. hevesini/cesaretini kırmak
throw doubt on v. şüphe uyandırmak
throw some light on something v. konuyu aydınlatmak
throw some light on something v. konuya açıklık getirmek
throw some light on something v. aydınlığa kavuşturmak
throw on the scrap heap v. elden çıkarmak
throw on the scrap heap v. başından savmak
throw oneself on the mercy of someone v. merhamet için yalvarmak
throw one's self on v. yalvarmak
throw one's self on v. sığınmak
throw one's self on v. güvenmek
throw something on the scale v. tartışmanın bir tarafıyla ilişkisine ağırlık/önem vermek
throw a little light on (something) v. (bir şeye/konuya) bir nebze açıklık getirmek/kazandırmak
throw a little light on (something) v. (bir şeyi/konuyu) bir nebze açıklamak
throw a little light on (something) v. (bir şeyi/konuyu) bir nebze aydınlığa kavuşturmak
throw a little light on (something) v. (bir şeyi/konuyu) bir nebze aydınlatmak
throw a little light on (something) v. (bir şeyi/konuyu) bir nebze açıklığa kavuşturmak
throw a little light on (something) v. (bir şeye/konuya) bir nebze ışık tutmak
throw a lot of light on (something) v. (bir şeye/konuya) büyük ölçüde ışık tutmak
throw a lot of light on (something) v. (bir şeyi/konuyu) büyük ölçüde aydınlatmak
throw a lot of light on (something) v. (bir şeyi/konuyu) büyük ölçüde aydınlığa kavuşturmak
throw a lot of light on (something) v. (bir şeye/konuya) büyük ölçüde açıklık getirmek/kazandırmak
throw a lot of light on (something) v. (bir şeyi/konuyu) büyük ölçüde açıklamak
throw a lot of light on (something) v. (bir şeyi/konuyu) büyük ölçüde açıklığa kavuşturmak
throw an eye on (something) v. (bir şeye) göz gezdirmek
throw an eye on (something) v. (bir şeye) göz atmak
throw an eye on (something) v. (bir şeye) hızlıca bakmak
throw a wet blanket on (something) v. (bir şeyin) tadını kaçırmak
throw a wet blanket on (something) v. (bir şeyi) bozmak
throw a wet blanket on (something) v. (bir şeye) limon sıkmak
throw a wet blanket on (something) v. (bir şeyin) keyfini kaçırmak
throw a wet blanket on (something) v. (bir şeye) gölge düşürmek
throw oneself on the mercy of v. merhamet için yalvarmak
throw oneself on the mercy of v. kendini (birinin) merhametine bırakmak
throw an amount of light on someone or something v. belli bir açıklık kazandırmak
throw yourself on somebody's mercy v. kendini birinin merhametine bırakmak
throw an amount of light on someone or something v. aydınlığa kavuşturmak
throw (oneself) on (someone's) mercy v. merhamet için yalvarmak
throw yourself on somebody's mercy v. merhamet için yalvarmak
throw (oneself) on the mercy of (someone) v. (merhametine) sığınmak
throw yourself on somebody's mercy v. (yargının merhametine) sığınmak
throw (oneself) on the mercy of (someone) v. (kendini birinin) merhametine bırakmak
throw (someone or something) on the scrap heap v. (birini/bir şeyi) çürüğe çıkarmak
throw (oneself) on (someone's) mercy v. (merhametine) sığınmak
throw (oneself) on (someone's) mercy v. (kendini birinin) merhametine bırakmak
throw (someone or something) on the scrap heap v. (birini/bir şeyi) bir köşeye atmak
throw oneself on the mercy of v. (yargının merhametine) sığınmak
throw an amount of light on someone or something v. belli bir miktarda ışık tutmak
throw an amount of light on someone or something v. belli bir miktar açıklık getirmek
throw out on ear v. kulağından çekip dışarı atmak
throw (oneself) on the mercy of (someone) v. merhamet için yalvarmak
throw an amount of light on someone or something v. belli bir miktar aydınlatmak
Football
throw things on to the field of play v. sahaya yabancı madde atmak
Slang
throw salt on (one's) game v. (birinin) kısmetine engel olmak
throw salt on (one's) game v. (birinin) işine taş koymak
throw salt on someone’s game v. birinin planlarını berbat etmek
throw salt on (one's) game v. (birinin) biriyle romantik ya da cinsel ilişki içerisine girmesine engel olmak
throw salt on someone’s game v. birinin planlarının içine etmek
throw salt on someone’s game v. birinin planlarını alt üst etmek
throw salt on (one's) game v. (birinin) birini tavlamasına engel olmak
throw salt on someone’s game v. birinin planlarını bozmak